Bir Kabuğum Olsa Kaplumbağa Olurdum...
1.4.2009
Karalama: Gunluk


Bugün canım okula gitmek istemedi. Her gün her gün çekilmiyor zaten okul. Gittikçe daha da sıkıcı olmaya başlıyor. Son zamanlar ya iyice binecek üzerime.

Her şey sıkıcı olmaya başlayacak. Ben iyice bunalacağım. Kaplumbağa olmayı her şeyden çok isteyeceğim. Sonunda da olacağım bir gün, biliyorum. Evi sırtında, korkunca kabuğuna çekilen bir kaplumbağa olacağım. Yani secret mantığı bunu gerektirmiyor mu? Ne kadar çok istersen o kadar çabuk olur.

Pehh… şu kişisel gelişim kitaplarının hepsini yakmalı. Hiçbiri yardım edemez eğer ki insan yardıma kapalıysa. Fakat insan yardıma açıksa da yardım edemez, çünkü küçük bir nedene bakıyordur yardım nedeni. Kendi kendini tedavi eder insan.

Ha okumak çok mu zararlı. Yo sadece zaman kaybı.-bence- çok okudum zamanında. Hani yıllar önce en büyük hayalimdi ya psikolog olmak, psikoloji okumak. O hesaba ne Adler bırakmıştım ne Freud. Bir sürü de kişisel gelişim kitabı okumuştum. İşime yaramadılar diyemem. Sayelerinde kişisel gelişimin gerçektende kişisel(!) olduğunu öğrendim.

Düğüm noktası bireydir ve bu tür kitaplar zaten çözülmesi an meselesi olan düğümler içindir. Ciddi anlamda sorunlu bir düğümü açmalarına imkân yoktur. Tecrübe ile sabittir.

Uzun lafın kısası hayatın bir sırrı olsaydı ben de kaplumbağa olurdum…

 


Karalayan: sweetgirl | (1) Kişi demiş ki... | Ben derim ki... |
.::Yolun Sonu::.

Güneş Doğuyor Üzerime...
31.3.2009
Karalama: Gunluk


Artık her sabah güneş doğmadan uyanıyorum. Güneşin doğuşuna değil; doğması için…

Sanki ben izlemesem, beklemesem gelmeyecekmiş gibi… Memur gibi her sabah açıp perdemi, alıp çayımı bekliyorum.

Sonra o geliyor. Her yer aydınlanıyor. Karanlığı da seviyorum ama o ilk kızıllık kadar değil. Bulutlar yanık yanık oluyor. Kokusu buraya kadar geliyor. Ve o koku geldiğinde, benim için hazırlık zamanı demek oluyor. Formanı giy, yapabilirsen bir de kahvaltı ve okula…

Artık okula Damla’yla gidiyorum. Daha doğrusu uğrayıp evinden alıyorum. Her ne kadar yalnız yürümeyi sevsem de Damla sevmiyor yalnız okula gitmeyi.

Şu yalnız bir halt yiyememe takıntısını anlayamıyorum. Kantine biriyle, lavaboya biriyle, okula biriyle, dersaneye biriyle… Oysa ben her şeyi yalnız yaparım. Bencil olduğumdan mı yoksa alıştığımdan mı, bilmiyorum ama yalnızlık hoşuma gidiyor.

Birileri gelip yanıma oturduğunda rahatsız oluyorum –ki zaten işleri düşmese gelmezler.-

Ve bende en kolayını yapıp veriyorum istediklerini.

Gitsinler diye,

Beni bana bıraksınlar diye,

Sabah yandıklarını gördüğüm pamuk şekerlerime bakabileyim diye…


Karalayan: sweetgirl | (yok) Kişi demiş ki... | Ben derim ki... |
.::Yolun Sonu::.

Hastalanmak mı Aşı Olmak mı?...
26.3.2009
Karalama: Gunluk



Yarın aşı olacağız. Bu ne böyle anlamadım ki. Nereden çıktı şimdi bu aşı? Biz ilkokul çocuğu muyuz? Liseye geldik kurtulamadık ya. Ben çok korkarım iğneden. Bakamam vururken o mahkeme duvarı suratlılara. O iğneyi alıp bir de ben batırayım sana bak nasıl oluyor? Bu kadar da acıtılmaz ya. Hele penisilin bitiriyor beni. O nasıl bir ilaçtır yahu. Bir hafta oturamıyorum adam gibi.

Bir de ilk dersmiş aşı vurmaca. Acaba diyorum geç gitsem yırtar mıyım?

Ama eğer ilk ders olmazsa fena çünkü yarın ilk ders sınav da var. Aşı olmazsak sınav olacağız…

Kırk satır mı kırk katır mı gibi bir durum işte. Ama ben sınavı tercih ederim. Aşı olmaktansa en zor analitik sorularıyla boğuşayım daha iyi. En azından canım yanmaz. Of ne tatlı canım var benimde. Diken batsa iki gün ağlıyorum. Acaba sinirsel bir sorun mu? Nörotransmitter maddelerim çok mu salgılanıyor acaba? –ne diyorum ya-

Bir de bazı duyumlar aldım ama emin olmadan yazmayacağım onları. Umarım doğru da değillerdir de yazmam. Şok değişimler oluyor zaten her gün. Buna hayatta katlanamam…

 


Karalayan: sweetgirl | (1) Kişi demiş ki... | Ben derim ki... |
.::Yolun Sonu::.

En Baştan Başlamak...
25.3.2009
Karalama: Gunluk

Uzun bir aradan sonra tekrar bütün şehirden önce uyanmaya başladım. Ama bir farkla; uykusuzluğum artık korkulardan değil, ilaçlardan-sanırım-.

Depresyon tedavisine başladım. Başta doğal olarak uykuya –o nasıl bir uykudur yahu- neden oluyorlardı. Ama artık duyarsızlaştım sanırım. Şu sürekli artan dozajların nedeni bu olsa gerek…

Uykum var, gözlerim kapanıyor ama beynim uyumuyor!

Artık sınıfımdan da nefret etmiyorum. Yani en azından eskisi kadar değil. Ama babama karşı giderek artan bir nefret var içimde. Kardeşlerim içinde onu en çok seven hep bendim. Baba-kız’dan farklıydı ilişkimiz. İçimde bir yerlerde hâlâ seviyorum, her şeye rağmen…

Ama son yaptığını asla unutmayacağım. Bu lanet şehre geldiğimizden beri 3. Doğum günüm de geçti ve babam sadece 3.yü hatırladı. Nedeni ise artık reşit olmam. Nafakadaki hakkımdan vazgeçmemi istiyor. “İnin artık sırtımdan.” Dedi…

Ve ben hâlâ bu adama baba diyorum. Diğer ikisi onu bırakıp gitmişken ben vardım yanında. Koca bir tatilimi onunla geçirmeyi kabul etmiştim. Onlar asla derken…

Ona tek denilecek şey; Allah belanı versin olabilirdi…

Ben istemedim hiçbir şeyin böyle olmasını. İSTEMEDİM.

Buraya gelmeyi istemedim. Bursa’da mutluydum. Belki de bu yüzden nefret ediyorum buradan. Benim için bir zorunluluk. İstediğim tek şey buradan kurtulmak.

Tek biletim olan ÖSS’yi de yaktım. Bütün sene boyunca hiçbir şey yapmadım. Yalandı çalışmalarım. Artık çok sıkıldım…

Keşke bitse de herkes kendi cehennemine düşse…



Karalayan: sweetgirl | (2) Kişi demiş ki... | Ben derim ki... |
.::Yolun Sonu::.

Okulum...
15.2.2009
Karalama: Gunluk



Okul hayatım hep sancılıydı benim. Okula kaydımla başladı benim lanetim ve hâlâ da devam etmekte.

Okula başlamam annemin beni babamın eline tutuşturarak “Al şunu ana sınıfına yazdır.” demesiyle başladı. Ve canım (!) babam elimden tutup beni okula götürdü. Herhalde zaman kaybı olmasın diye beni ana sınıfı yerine 1. sınıfa yazdırdı. Ve ben başladım kendimden büyüklerle okumaya. İlk 3 senem o kulda sonraki 1 senem Gemlik’te ve son 4 senem ise Bursa’da geçti. Sınıf arkadaşlarım hep benden büyüktü ve hep şu “Abla/abi de bakayım.” geyiği döndü. Hatırladığım sadece o son 4 senedir ilkokul hayatımdan. Berbat bir arkadaşım vardı. Şu an ki bencil ve tutarsız tavrımı ona borçluyum. Dünya salağı bir kızdı fakat nedense ben onu çok yüksekte görüyor, gıpta ediyordum. O da her fırsatta beni aşağılar, hor görürdü. Canım yaa… Arkadaş işte. Son sene bozuştuk ama bu salakla. Bozuşmamızın nedeni de Petek Dinçöz’ün o sene çıkar arkadaşımın aşkısın şarkısı. Aman uyuzum o karıya da, şarkılarına da.

Neyse liseye başladım ama bu kez de canım(!) babam bir meslek lisesine gitti kaydımı yaptırdı. Bana sorulmadı hiç. Ben de hiç hayır demedim, nedense… Ama dost denen şeyi orada tanıdım ben. Hâlâ konuşuruz Şeyma’yla. Canım benim ya. Tek arkadaşım o benim. Orada da biri hazırlık olmak üzere 2 sene okudum. Sonra katsayı falan dediler. Bir de baktık benim derslerim bayağı iyi beni düz liseye geçirdiler. Ama bu kez de 4 senelik düz lise prosedürü vurdu beni. Buna da eyvallah dedim, mecburen…

Ama kolay olmadı geçiş. Tabi hiç bir lise istemiyordu meslek lisesi öğrencisini. O yüzden önce ben Sakarya’ya aldırdım kaydımı. Oradan Bursa’ya gelmiş gibi gözükmek için. Sonra da Bursa’da ki okuluma. Ama benim ikametgah da o okulun bulunduğu mahalledeki imamın evine alınmıştı. Okul mahalleyi sorun etmişti. Beşevler’den gelen öğrenciyi alıyorlar ama Hüdavendigar’dan geleni istemiyorlardı… Neyse kaydım yapıldı. Sakarya’da eşit ağırlık seçmiştim ama burada eşit ağırlık sınıflarının hepsi doluydu(!) Sonra canım(!) babam tekrar yetişti imdadıma ve sayısal olsun dedi.

Bunu da kabul ettim mecburen. İşkence gibi bir dönem okudum o okulda. Hiç kimseyle konuşmadım, samimiyet kurmadım… Sonra bizimkiler boşandı ve ben şu an bulunduğum okuluma geldim. Diğer liselerim içinde en sevdiğim lise bu oldu. Ta ki bu seneye kadar. Artık nedense okula gitmek istemiyorum ki ben okuldan sürekli nefretle bahseden biri de değildim. Ama sabahları kalkmak, o sınıfa gitmek artık işkence oldu.

Yalan söylemeyeceğim. Sınıfımdan nefret ediyorum. Hem de her birinden. O kadar boş o kadar umursamazlar ki. Bir de bu sene ÖSS’ ye gireceğiz ya hepsin de melankolik bir isyan var. Topu da sisteme küfredip, kendilerine acıyorlar. Hangisine sorsan en kötü durumda olanı o.

Ama bir şeyi çok merak ediyorum, gerçek bir vurgun yemiş olsalardı hayattan ne yaparladı???

 

 

Dip Karalama: Şimdi sorsan ben zaten 1-0 yenik başladım derler ama sorunu asıl cevabı şu;

Hiçbir Şey…

Kendime Not: Doğum günün kutlu olsun minik deli.


Karalayan: sweetgirl | (1) Kişi demiş ki... | Ben derim ki... |
.::Yolun Sonu::.


<- :: Tozlu Satırlar ->


Soğuk, soğuk, soğuk...
Her hakkı yastığımın altında saklıdır. Ama "Yok, ben kaynak göstereceğim." diyorsan ayrı...