
Okul hayatım hep sancılıydı benim. Okula kaydımla başladı benim lanetim ve hâlâ da devam etmekte.
Okula başlamam annemin beni babamın eline tutuşturarak “Al şunu ana sınıfına yazdır.” demesiyle başladı. Ve canım (!) babam elimden tutup beni okula götürdü. Herhalde zaman kaybı olmasın diye beni ana sınıfı yerine 1. sınıfa yazdırdı. Ve ben başladım kendimden büyüklerle okumaya. İlk 3 senem o kulda sonraki 1 senem Gemlik’te ve son 4 senem ise Bursa’da geçti. Sınıf arkadaşlarım hep benden büyüktü ve hep şu “Abla/abi de bakayım.” geyiği döndü. Hatırladığım sadece o son 4 senedir ilkokul hayatımdan. Berbat bir arkadaşım vardı. Şu an ki bencil ve tutarsız tavrımı ona borçluyum. Dünya salağı bir kızdı fakat nedense ben onu çok yüksekte görüyor, gıpta ediyordum. O da her fırsatta beni aşağılar, hor görürdü. Canım yaa… Arkadaş işte. Son sene bozuştuk ama bu salakla. Bozuşmamızın nedeni de Petek Dinçöz’ün o sene çıkar arkadaşımın aşkısın şarkısı. Aman uyuzum o karıya da, şarkılarına da.
Neyse liseye başladım ama bu kez de canım(!) babam bir meslek lisesine gitti kaydımı yaptırdı. Bana sorulmadı hiç. Ben de hiç hayır demedim, nedense… Ama dost denen şeyi orada tanıdım ben. Hâlâ konuşuruz Şeyma’yla. Canım benim ya. Tek arkadaşım o benim. Orada da biri hazırlık olmak üzere 2 sene okudum. Sonra katsayı falan dediler. Bir de baktık benim derslerim bayağı iyi beni düz liseye geçirdiler. Ama bu kez de 4 senelik düz lise prosedürü vurdu beni. Buna da eyvallah dedim, mecburen…
Ama kolay olmadı geçiş. Tabi hiç bir lise istemiyordu meslek lisesi öğrencisini. O yüzden önce ben Sakarya’ya aldırdım kaydımı. Oradan Bursa’ya gelmiş gibi gözükmek için. Sonra da Bursa’da ki okuluma. Ama benim ikametgah da o okulun bulunduğu mahalledeki imamın evine alınmıştı. Okul mahalleyi sorun etmişti. Beşevler’den gelen öğrenciyi alıyorlar ama Hüdavendigar’dan geleni istemiyorlardı… Neyse kaydım yapıldı. Sakarya’da eşit ağırlık seçmiştim ama burada eşit ağırlık sınıflarının hepsi doluydu(!) Sonra canım(!) babam tekrar yetişti imdadıma ve sayısal olsun dedi.
Bunu da kabul ettim mecburen. İşkence gibi bir dönem okudum o okulda. Hiç kimseyle konuşmadım, samimiyet kurmadım… Sonra bizimkiler boşandı ve ben şu an bulunduğum okuluma geldim. Diğer liselerim içinde en sevdiğim lise bu oldu. Ta ki bu seneye kadar. Artık nedense okula gitmek istemiyorum ki ben okuldan sürekli nefretle bahseden biri de değildim. Ama sabahları kalkmak, o sınıfa gitmek artık işkence oldu.
Yalan söylemeyeceğim. Sınıfımdan nefret ediyorum. Hem de her birinden. O kadar boş o kadar umursamazlar ki. Bir de bu sene ÖSS’ ye gireceğiz ya hepsin de melankolik bir isyan var. Topu da sisteme küfredip, kendilerine acıyorlar. Hangisine sorsan en kötü durumda olanı o.
Ama bir şeyi çok merak ediyorum, gerçek bir vurgun yemiş olsalardı hayattan ne yaparladı???
Dip Karalama: Şimdi sorsan ben zaten 1-0 yenik başladım derler ama sorunu asıl cevabı şu;
Hiçbir Şey…
Kendime Not: Doğum günün kutlu olsun minik deli.
|
| Yazan: istanbulsivas |
Yahu kardeşim ne desem şimdi biliyorsun ben net alemimden elimi -yok eteğimi diyemem- elimi klavyemi çektim biraz ondan epeydir uğramıyordum senin doğum günününe ıskalamışım bundan ötürü kusura bak -bakma dicek yüz mü var- şimdi bir safya saçmalama yazardım ama ve lakin ancak ve saire ... başka bağlaç aklıma gelmedi :) DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN Bak cicim okul felan hikaye hayattan tat almaya çalış Öss denen meret tam bir saçmalık ondan gözünde çok büyütme gerçekten saçmalık bak açılımını söyleyeyim sana "Öğrenciyi Seçeriz Saçmalıkla" ya da "Öğrenci Seçimi Saçmalığı" ve yahut "Öğlen Simit Süt" :D hadi hayırlı doğum günleri pastadan bir dilim isterdim ama çoktan bayatlamıştır o :D |
Bağlantı |